Sunday, August 09, 2015

KENDİMİZİ HOR GÖRMEYELİM; İNSANLIĞI BİZDEN ÖĞRENECEKLER




Hong Kong’ta gece pazarına çıkmıştık ve ayakkabı bakıyorduk. Bu sırada dükkân sahibi olan Çinliyle sohbet etme fırsatım oldu. Bu adam birden bire Uygur Türklerinin Çin’deki genel dokuyu bozduğunu söyledi. Bir insanın “fark” denen hazineye ve güzelliğe bu denli kapalı olmasına çok şaşırmıştım. Bir Türk olarak yabancılara karşı kendi tavrımı hatırladım.

Vaktiyle mahallemizde Çinli bir karı-koca vardı. Küçük bir dükkânda oyuncaklar ve hediyelik eşyalar satıyorlardı ve aynı zamanda bu küçük dükkânda kalıyorlardı. Yalnızlıklarını görünce onları zaman zaman onları evimize davet etmeye başladık. Bu insanlar, çocuklarını Çin’de bırakıp Türkiye’ye gelmişlerdi ve bir gün onları da ülkemize getirme umuduyla yaşıyor ve çalışıyorlardı. Ben o sıralar Çince çalışmaya başlamıştım ve onlara da sorularım oluyordu. Ama Çince öğreniyor olmasam da onları evimize davet edecektik. Onlara bu denli yakın davranmamızın sebebini Çince öğrenme aşkıma bağlamaları da bir yandan iyiydi. Çünkü bazen yabancılar biz Türklerin sıcaklığını anlamakta zorluk çekebiliyorlar! Tabi ki Bu Çinliler, sonradan bizim kültürümüzü çözdüler.

Bu Çinli karı-koca, daha sonra o küçük dükkândan bir eve taşınmak istediler. Bu ev arayışları sırasında bir emlâkçı, bu insanların parasını alıp-oyalamaya başlamış. Durumu bana ilettiklerinde, emlakçıyla “güzel” bir konuşma yaptım ve paralarını geri aldılar.

Bu iki Çinli dostumuz, en sonunda gönüllerine göre bir daire buldular. Bununla birlikte, yabancı oldukları için bir Türk vatandaşının onlara kefil olması talep ediliyordu. Ben de kira kontratına kefil unvanıyla imza attım. Kiralarını ödemesinde aksama olması durumunda, telaşlanmadan bana önceden haber vermelerini söyledim. Sağ olsunlar beni mahcup etmediler. Bir bayramda bize teşekkür etmek için kardeşleriyle evimize geldiler; hediye olarak şeker getirmişlerdi. Bu, benim için çok hoş bir anıdır.

Bir keresinde onlara Çin’den yiyecek getirmiştim ve onlardan sadece yiyeceklerin bedelini tahsil etmiştim. Uygur Türklerini “sorun” olarak gören Çinlinin tersine ben, mahallemizdeki bu Çinlileri birer potansiyel tehlike olarak görmedim; bu insanlar benim açımdan zenginlikti!

Başka bir seferinde Amerikalı bir Musevi bayanı misafir ettik. Tel Aviv’deki 15 günlük bir eğitim toplantısından İstanbul’a gelmişti. Ortak tanıdıklarımız vardı ve bu arkadaşlarımız benim onunla birkaç gün ilgilenmemi rica ettiler. İlk gün bana rahat ulaşabilmesi için bir cep telefonunu ödünç verdim. Onu birkaç önemli yere götürdüm. Daha sonra da bu bayanı evimize akşam yemeğine davet ettim. Belki hayatında ilk kez Müslüman bir ailenin evine misafir olmuştu. Onu rahatsız edecek hiçbir soru sormadık ve sadece olduğumuz gibi davrandık. Neden onunla bu denli ilgilendiğimizi anlamadığı için bana birkaç kez para teklif etti. Tabi ben bu teklifi kabul etmedim. Amerika’ya gittiğinde ilk kez, Müslümanlarla bir araya gelmek ve onları yakından tanımak istediğini söylemiş. Bu arada Türkiye’de 15 yıl kalmış olan bir arkadaşına bizim ona karşı olan ilgimizden bahsedince, arkadaşı ona gülümsemiş ve: “Sen Türkleri tanımıyorsun, onlar misafiri çok önemser ve severler. Sana garip geldiği için olsa gerek seninle az bile ilgilenmişler” demiş.

Bir Hıristiyan profesör ve asistanıyla Karaköy’deki Musevî Müzesini geziyorduk. Bu profesör, bütün dünyada Musevîlerin en rahat yaşadığı medeniyetlerin Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti olduğunu söylemişti.

Çinlilere ve Musevî bayana karşı tavrım bana özel değil. Mesela o Çinli çift şu anda Ümraniye’de yaşıyorlar ve ev tuttuklarında artık kefil de istememişler. O Musevi bayan, başka bir Türk aileye de gitse eminim ki aynı ilgi ve saygıyı görürdü. Çünkü benim tavrım, çok uzun ve tarihsel bir geçmişin genetiğime işlediği bir tavırdı; benim kişisel marifetim değildi.

Türkler, dünyanın neredeyse her yerinde, okullarla, hayır çalışmalarıyla ve medeniyetleri barıştıran diğer etkinliklerle boy göstermektedirler. Biraz araştırdığınızda, bu çalışmalar hakkında bilgi almanız mümkün.

Elbette sorunlarımız var, ama Türk insanında başka hiçbir millette olmayan bazı özellikler var; bütün dünyayla bunları paylaşabiliriz ve paylaşıyoruz da. Dünyadaki sorunları birden çözmemiz mümkün değilse de, hafiflemeleri konusunda büyük katkımız olacak diye düşünüyorum. Bu iyi niyetli programın kodları genetiğimizde yazılı!


-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------