Tuesday, June 17, 2008

HERKES, KİTAP OKUMAK İÇİN BİR VEYA DAHA FAZLA SEBEP BULABİLİR…


Mahallemizdeki büfeden su alırken, büfede duran arkadaşın bir kitabı ciddiyetle okuyor olması dikkatimi çekti. Onu daha önce kitap okurken görmemiştim ve aslında bana, kitap okumayı pek sevmeyen birisi olduğu hissini vermekteydi.

Bu durumda meraklandım ve okuduğu kitabın konusunu sordum. O da: “Aslında kitap okumuyorum, papağanlarla ilgili bilgi topluyorum. Yeni aldığım İki tane papağanım var” dedi. Sanırım: “Bu kitabı, kitap okumuş olmak için okumuyorum. Asıl amacım papağanlar hakkında bilgi almak” demek istemişti. Ben de hazırcevaplık yapıp: “Kimse kitap okumuş olmak için kitap okumaz. Herkes bir şeyleri tanımak veya anlamak için kitap okur. Sen papağanları tanımak için kitap okuyorsun, ben insanları tanımak için okuyorum. İkisi de güzel” diyecektim ki, son anda vazgeçtim. Almış olduğum suyun parasını verdim ve hayırlı işler dileyip oradan ayrıldım.

“Kitap okuyamıyorum”, “kitap okumayı sevmiyorum” veya “kitap okumam” gibi cümleler her zaman içimi acıtırlar. Bu türlü cevaplara üzülürüm. Okuduğum kitapların bana neler kazandırdıkları aklıma gelir ve kitaplardan uzak bir hayat süren kişilerin nelerden mahrum kaldıklarını düşünürüm. Benimkisi kendini beğenmişlikten gelen-snob bir duygu değildir, kitap okumayan kişilerin hayatta neleri ıskaladıklarını düşünmekten dolayı hissettiğim garip bir hüzündür.

Sebepsiz yere kitap okunmaz ve kitap okuyanların çok haklı sebepleri vardır. Okuma alışkanlığı olmayanlar bu konuda konuşurlarken, kitap okumanın “lüks” tüketim olduğunu ima ve bazen de ifade eden bir tutum takınırlar. Sanki çok meşguldürler de kitap okumak gibi “lüks” bir etkinliğe ayıracak zamanları veya paraları yoktur! Peki gerçek bu mudur?

Gerçek bu değildir. Herkesin kitap okumak için bir sebebi veya sebepleri vardır, ama insanlar bunun farkında olmayabilirler. Kendilerine “kitap okumak için ne gibi bir sebep var?”, “hangi konuda veya konularda kendime yetmiyorum?” gibi sorular sormadıkları için onları okumaya teşvik eden cevapları da olmaz. Yoksa kimse “hiçbir işim yok, bari kitap okuyayım” diye kitap okuyucusu olmuyor.

Neden kitap okumaya başladığımı ve bu alışkanlığımı neden sürdürdüğümü düşündüğümde, “kitap okumak için okumak” gibi bir sebep aklıma gelmiyor. Sözgelimi ilk kitabımı içindeki resimler ilgimi çektiği için ve hikâyeyi merak ettiğim için merhum anneme okutmuştum. Çünkü küçüktüm ve okumayı bilmiyordum. Sonraki kitapları yine anneme veya babama okutmamın sebebi, önceki kitapları dinlerken keyif almış olmamdı.

“Yuki” adlı bir çizgi roman kahramanıyla tanıştığımda, yine kitap okumak için değil Yuki’nin maceralarından keyif aldığım için okumuştum. Sonraki dönemlerde de bir sebeple kitap okudum; önemli birisini tanımak, bir konuda bilgi almak, eğlenmek, gülmek veya duygulanmak için kitap okudum. Belli bir amacım olmadan da elime kitap alıp-okumaya başladığım zamanlar oldu, oluyor ve olacak da. Çünkü kitapların bana illa ki bir şeyler vereceklerini artık biliyorum.

Özellikle çocukken bana kitap okunmasını isteyişimin ve daha sonra bizzat okuyuşumun sebebi, hep kitap okumanın ötesinde bir amaç için olmuştur. Çocukların, sözgelimi, meyve yemelerinin sebebi, yararlı olması veya günlük olarak belirli bir porsiyon meyve yemeleri gerektiğini bilmeleri değildir. O yaşta vitaminler, posalı besinler yemenin yararları vs hakkında fazl abir şey bilmezsiniz. Sadece hoşunuza gittiği için meyve yersiniz. Bir çocuk için kitap okumak da meyve yemek gibidir.

Büyüyünce ise daha bilinçli, faydacı ve seçici olursunuz. Artık somut yararlar için kitap okursunuz. Çünkü geliriniz ve zamanınız sınırlıdır. Her şeye para ve daha önemlisi zaman harcayamazsınız. İlgilendiğiniz alanlarda kitaplar okumak size daha verimli bir etkinlik olarak gelir.

Bu sebeple, kitap okumaya teşvik etmek istediğim kişilerin ilgi alanlarını göz önüne alır ve onlara kitap okumaları için bir sebep göstermeye çalışırım. Sözgelimi silahları seven bir öğrencime, silahların tarihçesi üzerine yazılmış çok güzel bir kitap hediye ettim. Futbolla ilgilenen bir öğrencime, bir zamanlar Galatasay’ın teknik direktörlüğünü yapmış olan Alman futbolcu ve teknik direktör Jupp Derwall’ın Türkiye ile ilgili anılarını anlattığı bir kitabı vermiştim. Mizahtan hoşlanan ve mizahçı olmak istediğini söyleyen bir öğrencime de Rıfat Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı” adlı kitabını önermiştim. Bu örnekleri daha da çoğaltmam mümkün. Bunları yaparken, söylemek istediğim şuydu: “Senin de kitap okumak için mutlaka bir sebebin vardır ve bu sebebi bulmanda sana yardımcı olmak istiyorum.”

Kısaca hiç kimse “kitap okumuş olmak” için kitap okumuyor. Herkesin bir veya daha fazla sebebi var. Daha önce de belirttiğim gibi, kitaplardan uzak yaşayanlar, aslında bu sebeplerin farkında değiller.

Dilerim sebeplerini geç kalmadan keşfederler.
---------------------
www.savassenel.com
---------------------
Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız: