Tuesday, July 17, 2007

KALİTELİ ÜRÜNLER VEYA HİZMETLER VERİYORSANIZ VEYA ALIYORSANIZ, TÜKETİCİYİ VEYA DOSTLARINIZI BİLGİLENDİRMEK KADERİNİZDİR


Gittiğim seminerlerden birisinde “kaliteli ürünler veya hizmetler sunan kişiler, tüketiciyi-müşterisini eğitmek zorundadır” şeklinde çok ilginç bir ifade duymuştum. Bu ifadeyi duyunca, kendi öğretmenlik sürecimi şöyle bir gözden geçirdiğim gibi, bundan sonra nasıl bir hayat yaşayacağım da belli olmuştu; hayatım, sunacağım fikirler, ürünler ve hizmetler konusunda hem kendimi hem de başkalarını eğitmekle veya bunu sağlayacak kaynakları bulmak ve önermekle geçecekti.

Kaliteli ürünler veya hizmetler, özellikleri, fiyatları vs açısından farklıdırlar. Bu tür farklar, yeni sorular demektir. Çünkü her fark, karşımızdaki insanı soru sormaya iter. İster istemez sorgulanırsınız. Zaten bir farkla karşı karşıya kaldığınızda siz kendiniz de soru sorarsınız ve bu da çok normaldir.

Belki de “alengirli” bir kişiliğim olduğu için(!) hep “alengirli” şeyler dikkatimi çeker. (“Alengirli” tabiri bizim İç Anadolu’da “egzantirik, tuhaf” anlamına gelen bir ifadedir.) İlgimi çeken ve tarafı olduğum fikirler de, kullandığım ürünler ve hizmetler de anlaşılması dikkat isteyen şeyler olmuşlardır. İlgilendiğim bu şeyler de, genellikle başlarda insanların yadırgadıkları, ama zamanla dikkatlerini çeken ve değerleri anlaşılan şeyler olur. Bu becerimi ticarete taşıyabilseydim veya konunun “fırsatlar” yanı ilgimi çekseydi, şu anda bu yazıları yatımda yazıyor olabilirdim!

Dolayısıyla küçük yaşımdan beri, bir şeyleri anlatmak izah etmek zorunda kaldım. Çünkü düşüncelerim veya kullandığım şeyler farklıydı ve sürekli sorgulanıyorlardı.

Bu bazen beni çok da zorladı. Çünkü, sizlerin de yaşamış olabileceği gibi, bazen bir konudaki bilgim, o konudaki farkındalığım kadar güçlü olmuyordu ve önerdiğim şeyler konusunda sorgulandığımda gerekli cevapları veremiyordum veya nerede susmam gerektiğini bilmiyordum. İlgi duyduğum konuyla bağlantılı olarak, gerekli donanımı edininceye kadar geçen süreç, benim için ciddî bir sınav haline geliyordu.

Fakat bu süreç insanı olgunlaştıran ve yetiştiren bir süreçtir. Bugün baktığımda kullandığım temizlik maddesinden, savunduğum fikirlere kadar, her şey “alengirli” yani bir bakışta anlaşılmayan, (iknaya değil) açıklamaya gerek duyan şeyler. Çünkü belli bir kaliteleri var. İşporta malı değiller. Bilen biliyor, ama bilmeyenler haklı olarak açıklama istiyorlar.

Örnek vermek gerekirse; internetten alışveriş yapıyorum. Bazı insanlar, bunu sorguluyorlar. Garantili bir alışveriş imkânı olduğunu, oradan alışveriş yapmanın, mahalledeki bakkalımdan daha az güvenilir olmadığını anlatıyorum. Kullandığımız bulaşık sıvısının pahalı göründüğünü, ama konsantre olduğunu sekiz katına kadar sulandırılabildiğini, fiyatının yüksek görünmesine rağmen maliyetinin düşük olduğunu ve çevreye zarar vermediğini belirtiyorum. Bir bulaşık sıvısını, neden bakkaldan değil de internetten aldığımı anlatmak için “fiyat” ve “maliyet” kavramlarının farklı olduklarını anlatmak durumundayım. (Aslında tüketicinin bunu zaten biliyor olması gerekiyor, o başka.)

Veya dersimi vermekle yetinmeyip öğrencilerimin günlük hayatlarını da programladığımı açıklamak, haftanın ilk dersinde öğrencinin günlük hayatında İngilizce’ye ne kadar zaman ayırdığını neden anlamaya çalıştığımı izah etmek zorundayım. İngilizce’nin sadece gramer bilmekle değil, filmlerle, kitaplarla, ses dosyaları dinleyerek gelişebileceğini neden vurguladığımı anlatmak durumundayım. Çünkü “kaliteli” düzeyde İngilizce öğrenmenin yolu budur.

“Hayatımdaki her şey kalitelidir” diyemem. Ama vizyonum, her şeyde kaliteyi yakaladığım bir hayat. Bu durumda sanırım sorgulanmak, öğrenip anlamak ve anlatmak, benim hayatımın önemli birer parçaları olarak kalacaklar.

“Gülü seven dikenine katlanır” demişler. Şikâyet edecek değilim!
-----------
www.savassenel.com
-----------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com