Monday, June 04, 2007

ULUSLARARASI TÜRKÇE OLİMPİYATLARI


“Uluslararası Türkçe Olimpiyatları”, uzun zamandır hakkında yazı yazmak istediğim bir konu olarak karşımda duruyordu.
Bu yıl beşincisi düzenlenen “Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarını” görünce, bu konuda yazmakta gerçekten çok geç kaldığımın farkına vardım.

Uzun soluklu ve çok ciddî emeklerin meyvelerinden (sadece) birisi olan Türkçe Olimpiyatlarının, şu anda gerçekten farkına varıldı ama, bu etkinliklerin gerçekte ne denli büyük bir girişim olduklarının aslında zamanla anlaşılacağını düşünüyorum.

Bundan yaklaşık olarak on beş yıl kadar önce, Kuşadası'na bir öğrencimin velisiyle görüşmeye gitmiştim. Öğrencim, müziğe sıra dışı bir kabiliyeti olan bir çocuktu ve Flamenko gitar çalıyordu. Babasının, bu konuda, bir eğitimciden tavsiyeler alması gerektiğini düşünüyordum. Öğrencimin babası turistik bir yer işlettiği için onu orada ziyaret etmiştim ve bu sözü geçen mekânda turistlerle de tanışma fırsatım olmuştu.

Burada bir grup Fransızla konuşurken, bu insanlar Türkçenin müzik gibi bir dil olduğunu ve kulağa çok hoş geldiğini söylediler. Ben de romantizmden mi, vatanseverlikten mi, yoksa safça bir öngörüyle mi bilmiyorum “Türkçenin, öğrenilmesi nispeten olay bir yapıya sahip olduğunu ve bir gün gerçekten bütün dünyada yayılacağını” söyleyiverdim. Bana gülümseyerek baktılar. Karşılarında iyi niyetli, çiçeği burnunda bir İngilizce öğretmeni vardı ve böyle bir şey söylüyordu.

Zaman içinde dünyanın değişik yerlerinde Türk okulları açılmaya başladı. Bugün “Türkçe Olimpiyatları” olarak karşımıza çıkan bu oluşum, işte bu okulların meyvesidir. Bu okullar açılacaklar, ilk öğrencilerini alacaklar ve bu öğrenciler ileri düzeyde Türkçe öğrenip, 100 farklı ülkeden geleceklerdi. Bu uzun soluklu bir hülyaydı ve herkesin hülyası da değildi.
Bir gün bir konuda sabırsızlık gösterdiğim bir anda, merhum annem bana şöyle demişti: “Telaşlanma oğlum, ömrün varsa görürsün.” Gerçekten de o hülyanın başladığından beri uzun zaman geçti ve ömrü olanlar bugün 100 farklı ülkeden gelen bu 550 genç ve çocuğun Türkçe konuştuklarını, Türkçe şiirler okuduklarını, Türkçe şarkılar söylediklerini gördüler.

Bunun bir İngilizce-yabancı dil öğretmeni için anlamı nedir?


Yabancı bir dili öğretirken, önce Türkçeyle, ana dilimizle dost olmamız gerektiğini her zaman belirttim. Dolayısıyla, anadiliylel dost olan birisi olarak, Türkçenin daha fazla ülkede konuşulması hoşuma gider. İkinci olarak, Türkçe Olimpiyatlarına katılan bu çocuklar, bir zamanlar Türkçe bilmiyorlardı ve onların çoğuyla anlaşmak için, belki de önce İngilizce kullanıldı, belki de o ülkelerin dili öğrenildi. Bazı insanların yaptıkları gibi İngilizceye veya yabancı dillere alerjiyle bakmak yerine, İngilizceye ve yabancı dil öğrenimine bir köprü işlevi yüklendi ve zamanla bu gençlere Türkçe öğretildi. Üçüncü olarak da, Türkçe, dünyanın bir çok yerinden gelen ve anadilleri ortak olmayan çocukların ve gençlerin İngilizce yerine kullandıkları iletişim dili oldu. Bu sebeplerden dolayı, bir Türk vatandaşı olarak heyecanlanmanın yanında bir İngilizce öğretmeni olarak da konu hakkında heyecan duyuyorum.

İngilizce öğrenmek isteyen kişilere,
hep konuyla ilgili bir hayal edinmelerini ve bunu belirli tarihleri olan bir hedef halinde yazmalarını tavsiye ederim.
İngilizcenin, Türkçenin tanıtılması için kullanılması, bu konuda konabilecek hedefler konusunda ilham verici bir örnek olabilir. Sizin İngilizce öğrenme amacınız elbette bu olmak zorunda değildir. Fakat, Türkçe Olimpiyatları, yabancı bir dil öğrenmenin, yabancı bir kültürün “kölesi” olmak anlamına gelmediğine, o kültürle kendi kültürünüz arasında bir köprü ve kişiyi zenginleştiren bir araç olabileceğine dair büyük bir vizyon vermektedir.

Türkçemi de yabancı dil öğrenmeyi de seviyorum. Çünkü ilki anayurdum, diğerleri de misafir olduğum diyarlardır.
-----------
www.savassenel.com
-----------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com

MSN: savassenel@hotmail.com