Monday, April 09, 2007

SAVULUN SİVİL GİRİŞİMCİLER GELİYOR!


Alışveriş dünyasında bir sürü değişiklik oluyor. Çin’den gelen ürünler v.s. derken ortalığı bir telaş aldı yürüdü. Bana göre Çin’in büyük bir değişimin başlangıcı olmasıyla birlikte, iş dünyasının, özellikle küçük ve küçük kalmaya azmetmiş esnafın görmediği önemli bir nokta var: Sivil girişimciler.

Bugün bazı şirketler, sivil girişimciye, yani girişimci ruh taşıyan ama yeterince sermayesi olmayan tüketicilere ek gelir ve parası olan ama zamanı olmayan kişilere de telif kazanma şansı açarak daha çok zaman vaat ediyorlar. Dağıtım ağı kurmak isteyenlere liderlik eğitimi veren Network21 gibi okullar bile var.

Kısacası bu şirketlerin ürünlerini kullanabilirsiniz, satabilirsiniz veya dağıtım ağı kurarak dönen cirolardan telifler-kalıcı gelirler alabilirsiniz. Özellikle belli bir düzeye gelen telifler sayesinde, bütün gün başka bir işte çalışmanızı gerekmediğinden, bu zamanı kendi hobileriniz, aileniz ve inançlarınıza hizmet için kullanabiliyorsunuz.

Bu sistemde dükkânlar yok, ama kişisel temas var. İnternet siteleri de var ama distribütörleri kişilerle yüz yüze ilişkiler kurdukları için iletişim de sıradışı bir kalitede. İnternet sitesi açıp “zengin olma” hayali kuran bir çok kişinin göz ardı ettiği yüz yüze teması da bu şirketler ihmal etmemiş oluyorlar.

Peki esnafın ve iş dünyasındaki insanların görmedikleri şeyler nelerdir?

Her sivil, artık her dükkânın rakibidir. Benim de üyesi olduğum şirketin internet sitesinde şu anda binlerce ürün var. Ben teorik olarak kullanabildiğim gibi satabiliyorum ve de distribütörlük verebilirim. Yani ben, ofisimin bulunduğu iş merkezindeki parfümeri dükkânının da, temizlik malzemeleri satan esnafın da, gözlükçünün ve diğer ürünleri satan bir çok kişinin de rakibiyim. Onların pastasından dilim alabilirim. Bazen kargo dağıtımcıları, bizi evde bulamadıkları için kendi ürünlerimi almak amacıyla kargo şirketlerine gidiyorum ve diğer insanlara gelen koli koli ürünleri de görüyorum.

Bu durumu zaman zaman esnaflar anlattığımda bana gülümsüyorlar. Ben de onlara gülümsüyorum. Hâlâ insanların dolaşarak alışveriş yapmaktan keyif aldıklarını, internet sitesinde ürün alınmayacağını, bunun Türkiye’ye uymayacağını söylüyorlar. Dükkânlarında müşteri bekliyorlar. Bu “uçakların uçmadığına” inanmak kadar büyük bir saflık! Dükkanlar birer birer kapanıyor, sebeplerini sadece krize bağlıyorlar.

Bugün bu kriz ortamında, kişiler, sabah dokuzdan akşam yedilere hatta işlerini kaybetmemek için dokuzlara kadar çalışıyorlar. Bu kişilerin geri kalan azıcık zamanlarını markette kasa önlerindeki kuyruklarda beklemek için can attıklarına inanmak gerçekten zor. Bunun yerine tavsiyeyle tanıdıkları ve kullanmış bulundukları ürünleri telefonla, internet aracılığıyla veya başka bir sivil girişimciye sipariş vererek almaları çekici bir çözüm olarak duruyor.

Güler yüz, kaliteli ürünlerle ve hizmetler önemli. Ama zaten bunları bir çok kurum vaat ediyor. Tüketici artık ek gelir ve soluk alabileceği daha fazla zaman peşinde. Aile ve dostluk ilişkileri sadece ekonomik sebeplerden dolayı değil zamansızlık sebebiyle de kopma noktasında. Bunu gören şirketler, ciddî bir fark sunuyorlar.

Otuz yıldır kullandığınız bir ürünün yanında, onunla aynı kalitede veya ondan kaliteli ama bir yandan da size ek gelirler ve daha ötesinde zaman sunan bir marka var. Hangisini tercih ederdiniz? Elbette “vefa” duygusuyla, sizi birey olarak hiçbir zaman tanımamış olan bir şirkete bağlı kalabilirsiniz. Çünkü çocukluğunuzdan beri yaptıkları reklamlarla sizinle aralarında bu duygusal bağı kurmuşlardır. Ama bugün pek çok insan ikinci şirketi tercih ediyor. Çünkü hem duygusal bağ var hem de sizi üretken bir tüketici olarak tanıyorlar.

Biz tüketicileri tek taraflı bir “aşkla” kendilerine bağlayan ve ondan sonra işin “duygusal” pastasını kendileri yiyen şirketlerin saltanatı artık yetmedi mi?

Ne dersiniz?
-----------
www.savassenel.com
-----------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com