Monday, April 03, 2006

HEDEFLERLE PAZARLIK YAPILIR MI? (107)


Hedeflerinizle pazarlık yapar mısınız? Bu pazarlıkta ne kadar başarılı olursunuz? Hedefleriyle pazarlık yapan insanlara sık sık rastlıyorum. “İngilizce’yi bir yılda öğrenirsem öğrenirim, yoksa bırakırım” gibi sözler duyuyorum. İnsanlar her konuda hedefleriyle pazarlık yapıyorlar ve yazık ki pazarlık yapmak alışverişte işe yarasa da hedefler konusunda işe yaramıyor.

Bir keresinde sokakta yürüyordum ve arkadaşıyla sohbet eden bir gençten şu ifadeyi duydum: “Bir yıl hazırlık okudum yetmez mi? Artık İngilizce öğrenmek için uğraşamam!” Ne kadar ilginç bir ifade! Bir insan İngilizce’yi ister öğrenir ister öğrenmez kendi sorunudur. İngilizce öğrenmediği zaman kimse yas tutmayacak ya da kimse onu ikna etmeye çalışmayacak. Ne İngiltere başbakanından ne de Amerikan başkanından ona ikna mektupları gelmeyecek. İnsanlar, İngilizce’yi ya da başka bir dili kendileri için öğrendiklerini ya da hedeflerine kendileri için ulaşmaları gerektiğini farkına varmıyorlar.

Ben hayatımı geliştirmek, kendimle ve sevdiğim önemsediğim değerlerle/ insanlarla ilgili hedeflerime ulaşmak için kitap okur ya da yabancı dil öğrenirim. Bunların gerekli olduğuna inanıyorsam, yola koyulmam gerekir. Yabancı bir dili öğrenmem gerekiyorsa ve bunun için sözgelimi üç yıl harcamam gerekiyorsa harcarım. Çünkü hedefe ulaşma sürecim üç yıldır ve ben bu bedeli ödemek zorundayım. Başkasının iki yılda öğrenebilmesini gurur mevzu yapmam. Üç yıl sonra hedeflediğim yabancı dili öğrendiğimde, bir sürü insandan farklı olacağımı bilirim.

Bir öğrencim iki yıl üniversiteye hazırlandığı halde istediği bölümü kazanamadı ve yeniden üniversiteye hazırlanmaktan vazgeçti. Hemen onunla oturup konuştum ve hatırlı insanların da onunla konuşmasını sağladım. Birinci yıl konuyu ciddiye almamıştı. İkinci yıl çok çalışmıştı, ama bu çalışması yetmemişti. Artık üçüncü yılda kazanacağından emindik. Üniversiteyi bitirdiği zaman kimse ona üniversite sınavına kaç kez girdiğini sormayacaktı ama gururu kırılmıştı, kötü hissediyordu. Başkalarıyla yarışmaması gerektiğini, elinden geleni yaptığını belirttik. Başkalarının birinci ya da ikinci yılda üniversite kazanmasının onu küçültmeyeceğini anlattık. Sonra ikna oldu ve yeniden denedi. Şu anda öğretmenlik hayatının yedinci yılında ve işini çok seviyor. Eğer yeniden denemeseydi, hedefiyle pazarlık etseydi ne olacaktı? Dünyanın sonu gelmeyecekti ama çok sevdiği öğretmenlik mesleğini icra edemeyecekti.

Bu açıdan, kendi koyduğu hedeflerle pazarlık edenleri anlayamıyorum. Kiminle pazarlık ediyoruz? Karşımızda indirim yapma ihtimali olan bir satıcı yok ki! Ben iletişim konusunda iyi olmak için, sözgelimi beş yüz seçkin kitabı okumak ya da binlerce insanla iletişime geçmek zorundaysam, bu işin tabiatı buysa, bu konuda nasıl pazarlık yapabilirim? Bu rakamları nasıl azaltabilirim? Bu mümkün mü? Ekmeğin pişmesi için belli bir ısı ve belli bir süreç gerekiyorsa, elden ne gelir?

Süreden ve ısıdan kıstığım zaman, insanlara "pişmemiş ekmek yedirme" tehlikesiyle karşılaşmaz mıyım? Yeterince pişmeksizin büyük makamlara, büyük gelirlere kavuşmak isteyenlerin gittikçe arttığı bir ortamdayız. Bu "acelecilerin" tavırları, sohbetleri ya da ilişkileri, pişmemiş ekmek gibi. Bu insanlar, çevrelerindeki insanlarda “arızalar” meydana getiriyorlar.

Ben pişmek isterim. Bu yolda insanı bekleyen, bazen gözyaşı, bazen düşünce nöbetleri, bazen mutluluk anlarıdır. “Olsun, insanın da pişmişi, olmuşu güzel” derim başka şey demem.
-----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com