Monday, March 06, 2006

NASIL OLUYOR DA DEĞİŞİK ÜLKELERE GİDEBİLİYORUM? (97)


Zaman zaman gerek yazılarım gerekse değişik vesilelerle tanıştığım insanlar bana soruyorlar: nasıl oluyor da yabancı ülkelere gidiyorum diye? Bazıları zengin olduğumu düşünüyor. Onlara “siz de gidebilirsiniz diyorum” bana acı acı gülümsüyorlar. “Nerde” diye hayıflanıyorlar.

Bir insanın öncelikleri varsa ve bunları gerçekleştirebilmek için yurt dışına geziler yapmayı erteliyor hatta bundan bütünüyle vazgeçiyorsa, ona saygı duyarım. İnsan, hayatta her istediğini yapamayabilir. Bazılarından vazgeçmek zorunda kalabilir. Anlayışla karşılarım.

Fakat “ben yapamam, bana nasip olmaz, çok para lazım” v.s tarzındaki mesajları “çocukça” buluyorum. Yabancı ülkelere gidebilmek için çok para gerekmiyor, zengin olmanız da gerekmiyor. Ayrıca neden zengin de olmayasınız ki? Her gün bir sürü insan, bunlar her neyse, hayallerine kavuşuyor. Siz neden kavuşmayasınız ki? Size yurt dışına çıkmak, başka ülkeler tanımak v.s. gibi hayallerinize bile kavuşmayacağınızı telkin eden bir çevrede yaşıyorsanız ve bunu seçiyorsanız, bu sizin sorununuzdur. “Bana nasip olmaz, bize zor” v.s. gibi ifadeler biraz da Tanrı adına konuşmaktır. Siz elinizden geleni yapın, isteyin Allah’tan bakalım neler oluyor?

Ben nasıl oluyor da yurt dışına çıkıyorum? Yıllarca yabancı dil çalıştım. İnsan ilişkileri üzerine kitaplar okudum. Yılmadan, kırılmadan insanları tanımaya çalıştım. Yurt dışına çıkmayı, başka ülkelere gitmeyi ve yabancı kültürler tanımak istediğimi yeri geldikçe anlattım. Hayallerimi anlatmaktan utanmadım. Çevremde böyle tanındım, insanlar bana bununla ilgili iş teklifleri yapmaya başladılar.

İnsan kişiliklerini tanımaya çalıştım. Herkesin birlikte zaman geçiremeyeceği sıkı çalışan, lider insanları anlamaya, onların dillerini ve beklentilerini çözmek konusunda uğraş verdim. Tercümanlık, aynı zamanda yol arkadaşlığı ve insan ilişkilerinde ustalaşmak anlamına gelir. Dolayısıyla insanları anlamanız, sabırla dinleyip anlamaya çalışmanız gerekir. Elbette bu öğrenme süreci benim için de bitmiş değil. İnsanlara nasıl yardım edebileceğimi, benden neler bekleyebileceklerini ve neleri beklememeleri gerektiğini açıklıkla anlatırım. Lider tipli ve ne istediğini bilen insanlara ya da genel olarak insanlara kapalı davranmanın gereği yoktur, böyle davranırsanız onları kaybedersiniz. İster kabul ederler ister etmezler. Sonuç ne olursa olsun açıklık, ödüllendiricidir. İş ortağınız olmasalar bile, size yardımcı ve destek olurlar. Birlikte çalışma sürecine girerseniz, iki taraf da rahat eder ve iş ilişkisiyle başlayan ama dostluğa doğru yol alan bir süreç başlar.

Bu arada kendi işimi de kuruyorum. Takım çalışmasına, insanı anlamaya dayanan bir iş bu. Yakın zamanda kendi paramla da yurt dışına çıkacağım, ailece farklı ülkeleri dolaşacağız. Bunları açıklıkla istiyorum. İnsanlardan istemiyorum ki, Allah’tan istiyorum, neden çekineyim? Ama insanlardan da takım çalışmalarına katılımda bulunmalarını, iki tarafın da kazanacağı çalışmalar için yanımda olmalarını isterim. Bundan da hiç sıkılmam. Allah, bize yardımlarını insanlarla da gönderiyor, değil mi?

Sizler de yurt dışına çıkabilirsiniz. Çok ta keyiflidir laf aramızda. Kendi yaşadığınız yere döndüğünüzde, insanlar aynı hayatı yaşamış, ama siz bir sürü yer görmüş olursunuz. Bir yere ait olduğunuzu bilmekle beraber yavaş yavaş bir dünya vatandaşı olduğunuzu hissedersiniz. Yabancı dil öğrenme arzunuz artar, ailenize ve çocuklarınıza bakış tarzınız değişir ve gelişir. Eğer yabancı ülkelere onlarsız gitmişseniz, onları özler ve onlara daha çok değer verirsiniz.

Öğretmenlik günlerimden kalma bir alışkanlıkla size bir ödev vereyim. Bir dünya haritası alın, odanızın duvarına asın ve gitmek istediğiniz yerleri işaretleyin. Sonra bu hedefe ulaşmak için yapmanız gereken şeylerin listesini yapın ve işe koyulun. Kim tutar sizi, Allah’tan istedikten sonra. Takdir O’nun.
-----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com