Monday, March 06, 2006

HEDEFLER BELİRLEMEK VE YOL HARİTASI ÇİZMEK BU KADAR ZOR OLMAK ZORUNDA MI? (98)


Hemen hemen konuştuğum her insanda hedeflerle ilgili bir sıkıntı gözlemliyorum. Hedef koymanın ne anlama geldiğini ve her fırsatın/ seçimin bir maliyeti olduğunu bilmiyorlar ya da bunu göz ardı ediyorlar ya da sorumluluktan kaçınıyorlar. Bazı insanlar da hedef koymanın önemini farkındalar, ama bu konuda "antremanlı" değiller.

Bir hedef seçip diğer bazı seçeneklerden vaz geçmeleri gerektiğini biliyorlar ama bu sorumluluğu almak yerine genel-geçer kurallara uyup hayallerinden vazgeçiyorlar. Sonra da belki de ömür boyu hayıflanmayı seçmiş oluyorlar.

Daha önceli yazılarımda da belirttiğim gibi “eylemsizlik” “seçimsizlik” değildir. Eyleme girmemiş olmak da bir seçimdir. Dolayısıyla net seçimler yapmaktan ve riske girmekten kaçıp genel-geçer eğilimlere ayak uydurmak da bir seçimdir. Ve bu seçiminiz de, öz çoğunuz kadar size aittir. Ondan ve sonuçlarından kaçamazsınız.

Seçim yapmak, hedefler koymak ve gereğini yapmak konusundaki zayıflığımız, eğitim sisteminden ve ailelerden kaynaklanıyor. Çocuk, ilk kez dondurma yemeye başladığında bile sadece birkaç çeşit dondurma yiyebileceğini ona öğretmiyor ve ne yemesi gerektiğini biz ona söylüyoruz. Çocuklar neden hangi dondurmayı yiyeceklerini seçemiyorlar? Elbette başta zor olacak, bizden yardım alacaklar ama sonra seçim yapmayı öğrenecekler. Seçim yapmalarını engellediğimizde, özellikle zeki çocuklar, zamanla rahatlık bölgelerine çekiliyor ve seçimlerini ve sorumluluklarını anne-babalarına delege ediyorlar. Seçtikleri bu yol, gerçek potansiyellerine ulaştırmıyor ama bunu ya fark ediyorlar ya fark etmiyorlar.

Büyüyen ve birer yetişkin olan insanlar, seçim yapmayı bilmiyorlar. Bir şeyi seçip gereğini yapmak ve reddedilen diğer seçimler için de artık “ağlamamak”, “ağlasalar” da yollarına devam etmek onlara zor geliyor. Elbette her seçimin bir sancısı olacaktır ve bunu her insan yaşar. Ama benim üzüldüğüm şey, seçim yapmaları gerektiğinde insanların felç olmuş gibi davranmalarıdır.

Pot kırmamak, risk yaşamamak, amca oğlunu, dayı oğlunu v.s. yi güldürmemek için insanların düştüğü komik durumları görüyorum. İnsanların düştüğü duruma amca oğlu gülmüyor ama aklı başında insanlar gülüyorlar. İnsanların bana gülmelerini elbette istemem, ama bu, herkesi de her konuda önemsediğim anlamına gelmemeli. Sağlıklı bir şekilde düşünerek aldığınız kararlar için bırakın bazı insanlar size gülsün. Bazı insanlar zaten her girişime gülüyor. Siz, başarılı ve kaliteli insanları ölçü alın derim.

Bu konuda bol bol okumalı. Başarılı bulduğunuz insanların hayatlarını okuyun öğrenin. “Başarı arkasında iz bırakır” demişler. Bu insanlar, seçimler yapmışlar, seçimlerinin arkasında durmuşlar ve bir daha geriye dönüp bakmamışlardır. Savaşlarda en çok kaçakların vurulduğunu biliyor musunuz? Hem de sırtlarından vurulurlarmış. Seçimlerinizi başkalarına delege etmeyin. Üç gün sonra sizin ne halde olduğunuzu unutacak, bir daha sizinle ilgilenmeyecek olan ve hiçbir konuda başarılı olmamış insanlara danışmayın. Başarısız olduğu bir konuda, başkalarının başarılı olmasını isteyebilecek olgunluktaki insan sayısı çok azdır.

Bir gün metroda yolculuk yaparken Çince çalışıyordum. Birisi bana seslendi. “Bu dil çok zor! Öğrenemezsiniz” Tanımadığım birinin bana verdiği mesaja bakın! Kendisi Çince öğrenememiş ve artık kimsenin de Çince öğrenmesini istemiyor gibiydi. Onu sabırla dinledim, sonra da çalışmama devam ettim. Ona neden zaman ayırayım ki? Ben başarmak istiyorum, bana nasıl başaracağımı anlatın.

Seçimlerini başkalarına delege ederek yaşayanlar, savaşmaktan kaçanlar gibidirler. Sırtlarından değil ama “hayallerinden ve umutlarından” vurulurlar.
----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN:
savassenel@hotmail.com