Thursday, March 02, 2006

ARTIK ZAMAN KAZANMAK İSTİYORUM (83)


Reklamları seyreder misiniz? Ben çok reklam seyrederim. Reklam tabelalarını okurum, radyo reklamlarını dinlerim. Reklam metinlerine göz atarım. Neden biliyor musunuz? Reklam yazarları, konunun can damarını bulurlar. Ben de bazen onlara kızsam da, reklam yazarlarını küçümsemem. Sanatçı, düşünür, şair kısaca yeri geldikçe sırayla hepsi birden olmak zorundadırlar. Hayatı duyumsamak, insanları tanımak konusunda iyi olmak durumundadırlar.

Şu sıralar en çok hangi konuyu vurguluyorlar, farkında mısınız? Zaman konusunu. Bir ürünün reklamını yaparken, onun zaman kazandıran bir yanı varsa, üzerinde çok duruyorlar, bu özelliği öne çıkarıyorlar. Ben de bir ara çalıştığım kurumun duvarları için reklam afişleri hazırlamıştım ve biri sürpriz bir şekilde büyük bir gazetede basılmıştı. İşin ilginç yanı benim hazırladığım ve basılan ilanda da, üzerinde durduğum şey, verilen hizmetin insanlara zaman kazandırdığı gerçeğiydi.

İnsanların zamanımızda “zamana” her zamankinden daha çok ihtiyaçları var. İlişkiler karmaşık hale geldi. Her gün binlerce mesajla kafası dolan, kendisini duyumsamayan, bunun için zamanı olmayan, kenara çekilip “ben neyim, bu hal neyin nesi?” diye soramayan insanlarla iletişim halindeyiz. Çocuklarımızla, eşimizle ilişkilerimizi olgunlaştırmak için daha çok zaman harcamamız gerekiyor, ama aksine onlara ayırabildiğimiz zaman da gittikçe azalıyor.

Reklamcılar, bunu farkında. Bu nedenle, bir çamaşır makinesinin reklamını yaparken, onun zaman kazandırdığını özellikle vurguluyorlar. Eşinizle, çocuklarınızla, sevdiklerinizle ya da sevdiğiniz şeylerle geçirebileceğiniz o birkaç dakikacığın altını çiziyorlar. “Bu makineyi, bu cihazı v.s.yi kullanırsanız size biraz daha zaman kalır” diyorlar.

Çalışkan insanlar, hayat seviyesini arttırmak için gelirlerini arttırmaya çalışıyorlar. Ama vizyon sahibi olan insanlar hem gelirlerini hem de onlara kalan zamanlarını arttırmaya çalışıyorlar. Çünkü ilişkiler sadece değerli hediyelerle gelişmiyor, ilişkilere odaklanıp onları olgunlaştırmak için zaman da gerekiyor.

Bu açıdan iş adamları ve iş kadınları, işlerini delege etmeyi öğrenmek için seminerlere gidiyorlar. Bu, dar gelirli, hayatta sadece geçinmeyi hedefleyen ve bu yüzden de geçim sıkıntısı çeken insanlara ve paranın her şeyi satın alabileceğini sanan iş adamlarına ve iş kadınlarına garip geliyor. Birinci grubun “hayatta kalma çabasından” “gerçekten yaşamak” düzeyine geçmeleri ve ikinci grubun da çatırdayan ilişkilerini farkına varmaları için zamana ihtiyaçları var. Umarım onlar için geç olmaz.

Bu açıdan bana ayda bir on milyarlarca lira kazandıran ve bütün günümü alan bir iş yerine daha az geliri olan ama bana zaman bırakan bir işi tercih ederdim.

Evet, param olursa bir çok işi delege edebilir, başkalarının zamanını satın alıp onlara iş olanakları sunabilirim hem de aileme, inançlarıma zaman ayırabilirim. Ama ne kadar çok şeyi delege edersem edeyim yine de beni bütün gün ve gece meşgul eden şeyleri/ servetleri istemiyorum.

Çocuklarımla ya da eşimle başkalarının ilgilenmesini ya da bir insanın benim yerime film seyredip şiir yazmasını isteyemem ya!
-----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN:
savassenel@hotmail.com