Sunday, January 01, 2006

PARA NASIL İŞE YARAR?


Parayla mutluluk arasındaki ilişkinin, “otomatik” bir ilişki olmadığını çok sık anlatıyorum. Paranın çok önemli olmadığı gibi “romantik” bir söyleme inanmadığımı da söylemeliyim. Para, iyi insanlar için hiç bu kadar gerekli bir araç olmamıştı. Fakat, onun kendi başına mutluluk getireceği inancını da bir o kadar “romantik” buluyorum.

Parayla, hiçbir kavram arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Bu ilişkiyi şekillendiren ve yapılandıran, insanın konuya karşı takındığı tavırdır. Kısaca ifade etmek gerekirse, insanın parası olması, varlıklı olduğunu göstermez. Her “zenginin parası vardır. Ama her parası olan herkes zengin değildir” de diyebiliriz.

Paranın saadetle aramızdaki bağı kurmasında, konuyu çerçeveleme/ planlama tarzımız çok önemli olsa gerek. Onun araç olduğunu ve bizi ulaştırması gereken hedeflerin zihnimizde net olması gerektiğini unutmamalı. Konuya “parayı bir kazanalım, sonra ne yapacağımızı düşünürüz” şeklinde bakan bir insanın para kazanması zordur ve kazansa bile, hazırlıksız olduğu için, büyük ihtimalle kazandığını yerli yerince kullanamayacaktır. Maddi durumlarını daha iyiye götürürken, paranın araç olduğu gerçeğini unutan insanlar, onu kazandıkları zaman mutlu olmayı ne yazık ki beceremiyorlar. Parayı kazanırken, onu kullanmayı da öğrenmeyen kişiler, banka hesap cüzdanları kabarık ama yürekleri fakir bir hale gelebiliyorlar.

Başka bir önemli nokta da, baştan netleşmiş hedeflerin solmaya yüz tutmasıdır. Paranın bir araç olduğunu başlarda iyice sindirdiğimiz halde, zamanla bu gerçeği unutabilir ve “niyeti bozabiliriz”. Bu, her konuda olduğu gibi, para konusunda da geçerlidir. Ailesine daha çok zaman ayırabilmek, başkalarına yardım etmek v.s. düşüncesiyle yola çıkan insanlar, kendilerini kaliteli kitaplar ve arkadaşlarla beslemezlerse, para denilen köprüde takılıp kalabilirler. Karşı sahile ulaşmak, onlar için hayal olabilir ya da eski anlamını yitirebilir. “Parayı kullanan insanlar” değil “paranın kullandığı insanlar” olma tehlikesine düşebilirler. Sevgi ve ilgi yerine nakit dağıtan insanlar olmak ne kadar üzücü!

Başka önemli bir konuysa, paranın bize geliş şekli, kazanırken takip ettiğimiz tarzdır. Başkalarını “harcayarak” ve “ne olursa olsun” para kazanmaya alışan insanlar, mutluluğu hak etmezler. Onları sevmeyen, onlara düşman olan insanlarla etraflarını çevrelemiş olurlar. Başkalarına da kazandırarak para kazanan insanlar, kıskanılmazlar, el üstünde tutulurlar. Paylaşarak, gözeterek kazanan insanların kazançlarında başkalarının gözü olmaz. Elbette her zaman çekemeyenler, haset edenler olacaktır, ama bunlar büyük bir tehlike oluşturmazlar, aleyhte “kamuoyu” haline gelemezler.

Okullarımızda ne yazık ki finansal zeka üzerine dersler yoktur. Paranın iyi bir araç olduğu ve sadece insana hizmet için var olduğu anlatılsa da, bu gerçeğin ciddi bir eğitimle öğrenciler tarafından sindirilmesi sağlanmaz. Umarım bu durum yakın zamanda düzelir.

Varlıklı insanlardan oluşan bir toplumdan yanayım. Ama bu insanlar, sanatla ilgilensinler, ihtiyaç sahibi olan insanlara vizyon kazandırsınlar isterim. Ceplerindeki paradan daha çok üzerlerinde zarafet, incelik olsun isterim. Her şeylerini kaybetseler de, her şeyi yeniden inşa edebilecek bir vizyona sahip olmaları benim hayalimdir.

Ben, iyi insanların zengin olmalarından ve başkalarına da sadece sadaka değil umut ve vizyon vermelerinden yanayım.
-----------

www.suskunadam.blogspot.com


-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com