Tuesday, January 10, 2006

HAYATİ İŞARETLER: ALANINIZDA GERÇEKTEN VAR MISINIZ? (66)


Hayat işaretler kavramı, bildiğim kadarıyla tıbbi bir kavram. Bir insan muayene olmaya gittiğinde, ya da düşüp bayıldığında önce hayati işaretlere bakılır. Kişi kendisini kötü hissettiği zaman hayati işaretleri iyi çıkabilir, ya da kendisini iyi hissettiğinde de hayati işaretleri kötü olabilir, bedeni zayıf düşebilir. Sözgelimi sigara, alkol gibi uyuşturucu maddeler kullananlarda bu duruma çok rastlanır.

Bu kavramı hayatımızın diğer alanlarında da kullanabiliriz. Her alanda hayati işaretler vardır. Mesela okumak ve dinlemek, medeni bir insan için hayati işaretlerdir. Okumak ve dinlemek, medeni olmanın gereğidir. Başkalarının fikirlerine onaylamasak ta açık olmak, yeni şeyleri farkında olmak, bu çağda varlıklı bir yaşamın hayati işaretleridir. İnsanlar başkalarının fikirlerine okuyarak ya da dinleyerek dikkat kesilmiyorlarsa, mutlu olduklarını iddia da etseler, başkalarını mutsuz etme ihtimalleri yüksektir.

Yabancı dil öğrenmenin de hayati işaretleri vardır. Prof. Dr. Özcan Başkan, yabancı dil öğrendiğini ifade eden kişilere hemen o dilde günlük olarak kaç sayfa metin okuduğunu sorarmış. Okumanın, yabancı dil öğreniminde hayati işaretlerden biri olduğunu vurgularmış. Bunun yanında, o dilde sesli yayınlar dinlemek, filmler seyretmek de hayati işaretlerdendir. Bunları yapmayan biri sadece bir şekilde zaman kaybediyor anlamına da gelebilir.

İnsan ilişkilerinde gelişmek istediğini söyleyen birine de konuyla doğrudan ilgili ya da diğer alanlarda olmak üzere günde kaç sayfa kitap ya da basılı yayın okuduğu sorulabilir. İnsan ilişkilerinde sadece tekniğimizi geliştiren kitaplar değil, aynı zamanda insan olarak bizi besleyen kitaplar da okumalıdır. Genel kültürümüz zayıfsa, insanların kendi alanlarıyla ilgili sohbetler yapamaz ya da uygun sorular soramayız. Dolayısıyla onlarla duygusal bağ kuramayız. Bu durumda, kompozisyon tekniklerini iyi bilen ama yazacak bir fikri ya da yorumu olmayan ama yazar olmak isteyen insanlara benzeriz. Ayrıca kartımız, bir telefon numaramız, e-mail adresimiz hatta kişisel bir web sitemiz olmalıdır. Bütün bunlar ulaşılabilir olmamızı sağlar, özellikle e-mail adresi bilgi akışını kolaylaştırır.

İlgili olduğu alanda “kilit kişi” yani etkili insan olmak isteyen ve bunun gereğini yapan kişiler, hayati işaretlere dikkat ederler. Sonuç veren eylemler ortaya koyarlar. Kendilerini kandırmazlar. Çünkü biz yetişkinler, insanların sözlerinden çok yaptıklarına bakıyoruz. Çocuklar da böyledir. Onlar söylediklerinizi zaman zaman anlamazlar. Ama ne yaptığınızı çok iyi görür ve taklit ederler.

Peki ilgili olduğunuz alanda hayati işaretlere sahip olmak kolay mıdır? Kendinizi verirseniz kolaydır. Zaten, “kolay” kavramı oldukça görecedir. Hedeflerinize aşkla, tutkuyla bağlıysanız, hedeflerinizin gereklerini yerine getirmek kolaylaşır. Aksi halde zorlaşır. Belki de önce tutkunuzu geliştirmeniz, kuvvetlendirmeniz gerekir.

Bugün düşünün isterseniz… Kendinizi geliştirmek istediğiniz alanda kilit kişi misiniz ya da kilit olma yolunda mısınız? Ciddi misiniz yoksa şaka mı yapıyorsunuz? Bu sorunu cevabı, uzaklarda değil günlük hayatınızda gizli.
-----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com