Sunday, December 04, 2005

NEDİR BU “KİŞİSEL GELİŞİM” KİTAPLARI?


“Kişisel gelişim kitapları” konusunda en önemli soru şudur: “kişisel gelişim kitapları” deyince ne anlıyoruz? Böyle bir tür, net bir şekilde tanımlanmış mıdır? Ne yazık ki hayır. Kişisel gelişim kitapları deyince, özellikleri belli net bir yazın/ edebiyat türü akla gelmiyor. Öyleyse, ben “kişisel gelişim” kitaplarını nasıl toptan red edebilir ya da toptan kabul edebilirim? Bu açıdan ben, “kişisel gelişim kitapları” üzerinde değil, münferit kitaplar üzerinde konuşurum. “Bu kitap yararlıdır, ya da beklendiği kadar yararlı olmayabilir” gibi yorumlar yaparım. Bu yorumlar da, sadece söz konusu kitaba bakarak değil, aynı zamanda kitabı okumak isteyen kişinin durumuna bakarak yapılan yorumlardır.

Eğer kişisel gelişim kitaplarının bazı insanları rahatsız eden yanları üsluplarıysa, yani bazı kısa ve sağlıklı olduğu düşünülen yollar öneren kitaplara kişisel gelişim kitapları diyorsak, çeşitli alimlerin yazdığı risaleler de bu tanıma uyar. “Aziz kardeşim, rızkında bolluk istiyorsan şunları yapmalısın” ya da “İnsanların sana muhabbet etmelerini arzu ediyorsan, şunlara dikkat etmelisin” diye başlayan kitaplar da kişisel gelişim kitapları sayılabilir. Sözgelimi Marifetname, bu anlamda bir kişisel gelişim kitabıdır. Çünkü okuyucuya, hayat yolunda zaman kazandıracağı düşünülen bir çok kısa-emin yol önerilmiştir. Said Nursi’nin risaleleri de, kişisel gelişim kitabı sayılır. Zamanında, “kitap okumakla iman nasıl gelişir?” diye tepki almamış mıydı?

Kişisel gelişim kitaplarına olan karşıtlığın sebebi beslendikleri kaynaklarsa, bu konu da artık sorun sayılmaz. Artık bize ait kaynaklara dayanan “kişisel gelişim” kitapları da var. Bunların belki ilk örneklerinden olan “Gençlere Tavsiyeler” adlı Prof. Dr. Ali Fuat Başgil tarafından yazılmış olan kitap, son derece yerel ve bize aittir. Ben, lise yıllarımda o kitaptan çok etkilenmiştim. Uzun izahlar yerine, kısa tavsiyeler beni çok etkilemişti. Çünkü hemen alıp kullanılabilecek tavsiyelere ihtiyacım vardı. Nedendir, niçindir sorularıyla ilgilenmekten yorulmuştum.

Ben şahsen kısa ve öz tavsiyeleri de seviyorum. Akademisyenler zaman zaman buna karşı çıkıyorlar. Uyguladığımız şeylerin kazanım olması gerektiğini hissediyorlar. Onların melankolik ve düşünmeye alışmış bir zihinleri var. Düşünmeye zamanları da var. Düşünmek ve keşfetmek için maaş alıyorlar. Ama ben sürekli düşünerek değil, işe yarar ilkeleri hemen alıp uygulayarak hayatımı sürdürmek zorundayım. Her ilkeyi kendim bulamam. Elbette, benim de düşündüğüm, kafa yorduğum konular var. Ama hayatımın her alanında, bir bilim adamı gibi oturup düşünecek zamanım yok. Sözgelimi deneyimli bir iş adamının, uygulayıp sonuç aldığı ilkeleri neden ben de uygulamayayım? Ben hayatımın her alanında akademisyen ya da felsefeci gibi davranıp her şeyi günlerce düşünemem ki!

İçerik konusuna gelince, “kişisel gelişim kitaplarının” içerikleri sakıncalı olabilir deniyor. Diğer kitaplar da sakıncalı olamaz mı? Hatta kitabın kendisi harika bir eser olduğu halde, herkese önerebiliyor muyuz? Elbette hayır. Ben sadece her “kişisel gelişim” kitabını değil, her kitabı ya da romanı da herkese önermem. Sözgelimi, Marifetname’yi herkes önerir misiniz, Muhakematı ya da Suç ve Ceza’yı, önünüze gelene tavsiye edebilir misiniz?

Kitaplara haksızlık yapmayalım. En iyi kitap bile, yanlış zamanda ya da yanlış kişiye önerildiği zaman zararlı ya da verimsiz olabilir. İyi ya da kötü olmak sadece “kişisel gelişim” kitaplarının sorunu değildir. Hele bir kitabı okumadan, kendiniz anlamadan öneriyorsanız, bu en kaliteli kitap ta olsa istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz.

Ben “kişisel gelişim kitapları” denilen kitapları da okuyorum. Sözgelimi, bir iletişimcinin yıllarca biriktirdiği deneyimlerini neden okumayayım? Peki her söylediği bana uyar mı? Elbette uymayacak. Ama ben de tembellik etmem, uygulayarak hangilerinin bana uyup hangilerin bana uymayacağını anlarım. Sadece bana uyanların peşinde de değilim. Yararlı olacaksa, ben de değişmeye, kendimi yeni şeylere uydurmaya hazırım. Eh, o kadarını da yapalım artık!

Bu arada şunu da unutmayalım: uygulanmayan bilgi, size sadece konuyla ilgili kültür verir. Bilgi her şekilde güzeldir. Ama ancak uygulanırsa, işlevsel hale gelir ve istediğimiz sonuçları verir. Aksi halde “kişisel gelişim, kişisel gelişim” diyerek ortada dolaşan ama potansiyellerini kullanamayan bir sürü insana rastlarız.

-----------
www.suskunadam.blogspot.com


-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com

MSN: savassenel@hotmail.com