Friday, December 16, 2005

GİRİŞİMCİLER NEDEN ŞİİR OKUMALI?


İş adamları ve iş kadınları da, zaman içinde kendi sektörlerinde boğulurlar. Aynı insanlar, aynı yüzler, aynı düşünce biçimleri içinde günler geçip gider. Kitap okuma alışkanlığı olan iş adamları da genellikle kendi alanlarıyla ilgili kitaplar ya da dergiler okurlar. Halbuki, biraz alan dışına çıkmakta yarar vardır. Sözgelimi, hikayeler, şiirler kitaplar okumak iyi bir seçimdir. Mesela “kişisel gelişim” kitaplarında hayal gücünüzü geliştirin denir. Durmadan bu konu işlenir. Peki bu nasıl olacak? Sadece “kişisel gelişim” kitapları okumak ta durmadan pusulaya bakmak gibidir. Oysa gidilecek yön belli, o halde harekete geçmek gerekir. Hayal gücümüzü geliştirmek için sadece “kişisel gelişim” kitapları okumak yetmez, sözgelimi şiir de hikaye de okumalıdır. Peki neden şiir?

Şairler kendi duygularını ya da başkalarının duygularını belirtmeye değil, hissettirmeye çalışırlar. Şair ve şiir, bilgilendirici bir işleve değil duygulandırıcı/ hissettirici bir işleve sahiptirler. Okuyucuya konuyu hissettirmek için de şairler, çok ayrı görünen şeyleri bir araya getirir, özgür düşünürler. Sözgelimi “kadeh gibi buğulanıyorum”, “seni uyudum gecelerce” ya da “içimde bir saat sedefle kaplanıyor” derler. Bir şair için düşüncenin sınırı yoktur. Hayal gücünün izin verdiğince, kelimeler dünyasında at koştururlar. Bunu, kavramları şaşırtıcı birleşimler halinde kullanarak yaparlar.

Sözgelimi, Bir şair deseydi ki “ince bileğinden seyredeyim dünyayı” belki insanlar gülecek, şaşkınlığa boğulacaklardı. Ama bugün bilezik gibi bileğe takılabilen, ince ve küçük olan televizyonlar yapıldı. Seyretmediğiniz zaman bilezik gibi kullanabiliyorsunuz.

Nurullah genç bir şiirinde “hangi nehre baksam sen akıyorsun derinden” diyor. Bu şiir, bana şu soruyu ilham edebilir. “Acaba bana bakan insanlar, derinde neyi görüyor?” İş adamları da şu soruyu sorabilir: “benim işletmeme giren insanlar, derinde ne görüyorlar? Bu işletmeye/ kuruma, görüneni aşan bir gözle bakıldığında, acaba ortaya çıkan nedir?” “Benim kurumumda , görünen makyajın altında ne akmaktadır?” Ya da “her hareketimin, duruşumun, gülüşümün ve diğer tavır ve eylemlerimin arkasında, dikkatli bir gözün yakalamasını istediğim şey nedir?” soruları sık sık sorulabilir.

İşmet Özel, “Uzun yola çıkmaya hüküm giydim” der. Belki de bu kavramı, ona sunulan ya da kendisini sorumlu hissettiği bir mecburiyetin nasıl bir duygu olduğunu anlatmak için kullanır. Bir iş adamı ya da herhangi bir insan seçtiği yolun onu nelere mecbur ettiğini bu sözle düşünebilir. Amaçladığı şeyler, şairi uzun yola çıkmaya mahkum etmiştir. “Acaba amaçlarım beni neye ya da nelere mecbur ediyor?” sorularını sorabiliriz.

“Ağaçlar gülüyorlardı” diyor şair. Ağaç güler mi diyeceksiniz belki ama şairin ruh hali evreni algılama şeklini etkilemiş ve ağaçların güldüğü hissine kapılmış. Peki sizin sektörünüzde ürünleriniz ya da hizmetleriniz ne yapabilir? Kendi ürün ya da hizmetlerinize benzeri ürün ya da hizmetlerde olmayan ne gibi bir özellik katabilir, ekleyebilirsiniz? Ürünlerinizin ya da hizmetlerinizin bir şekilde tüketicilere gülümsemesini sağlayabilir misiniz?

İş adamlarının neden şiir okumaları gerektiği konusunda size birkaç ip ucu vermeye çalıştım. Bakalım sizler okuduğunuz şiirlerden neler çıkaracaksınız?
-----------
www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com

MSN: savassenel@hotmail.com