Thursday, December 01, 2005

ASLINDA NE KADAR GENİŞ BİR ÇEVRENİZ VAR (YA DA OLABİLİR) FARKINDA MISINIZ?


Herhangi bir konuyla ilgili olarak insanlarla temasa geçip katılım istediğiniz zaman, çevrelerinin çok geniş olmadığını söylerler. Sözgelimi öğrenciler için burs isteyebilecekleri insanlar olup olmadığını sorduğunuzda bu mazereti ileri sürerler. İşin garip yanı buna kendileri de inanır.

Bunun birkaç sebebi vardır. Birincisi, çevrelerini çevreden saymazlar. Yani çevrelerindeki insanların yerine karar verir ve onların yeni bir projeyle ilgilenmeyeceğini düşünürler. Halbuki açıkça sormadan insanların gerçek tepkisini bilmek mümkün değildir. Çevrelerindeki insanlar gerçekten yeni şeylere kapalıysa “neden hiçbir derde derman olmayan, yeni tekliflere açık olmayan bir çevrem var?” sorusunu sormak akıllarına gelmez.

Kendi tanıdıklarının sayısı az da olsa, bir insanın bile bizi bir sürü insana ulaştırabileceğini bilmezler. Diyelim ki beş kişi tanıyorsunuz, her insan sizi ortalama olarak beş kişiye götürebilir. İnsanlar kendileri bir projeye katılmasa bile, sizi katılacak insanlara götürebilirler. Sadece onlara sormalı, içtenlikle katılımlarını talep etmelisiniz. Bir çok insan, içtenliğinize kayıtsız kalmayacaktır.

Hiç çevreniz olmadığını varsayalım. Yeni insanlar tanımak zor değildir. Düşünün ki çok sevdiğiniz birisine kan gerekiyor. Acil bir ameliyat geçirecek. “Çevrem geniş değil” deyip oturur musunuz yoksa hemen telefona mı sarılırsınız? Cevabını vermeye bile gerek yok. Yaş gününüz kaç kişi geldi? Düğününüzde kaç kişi vardı ya da kaç kişi olacak? Üç beş davetliyle mi nikah ya da düğün yapacaksınız? Elbette hayır. Aslında çevreniz çok geniş farkında mısınız?

Aslında sorun çevrenin azlığı değil. Öyleyse, burada inanç ve ihtiyaç devreye giriyor. Sosyal sorunların çözümünde size gelen tekliflere “çevrem yok” şeklinde olumsuz bir cevap veriyorsanız, sorunları derinden hissetmiyorsunuz, henüz canınız yanmıyor demektir. Öyleyse, bu konuda önce kendinizi ikna etmelisiniz. Bu geri çekilişiniz şunu gösterir: Sözgelimi öğrencilere ya da yoksullara yardım konusunun sizin de gündeminizde olması gerektiğini, sizin de bu ülkede yaşadığınızı henüz farkında değilsiniz.

Ünlü bir iş adamı takım oyunculuğuyla yapılacak bir işe girer. Fakat yeni taşındığı yerde sadece dört kişiyi tanımaktadır. Fakat insanlarla tanışmak konusunda kendisini yetiştirir. Şu anda 40 ülkede ortakları var ve organizasyonunda yüz binlerce kişi bulunmakta. Bunu yapan kişi bir mühendistir ve iş adamı olmaya karar verdiği sıralarda oldukça sıkıcı ve sosyal olmayan bir kişiliğe sahiptir. İlginç değil mi?

Çevre, arızidir. Yani sonradan olur. Evet, ailemiz dolayısıyla bebekken bile çevremiz vardır. Ama çocuklarımıza sadece ailemiz dolayısıyla edindiğimiz bir çevre bırakmıyoruz. Her insan, geniş bir çevre edinebilir.

Her yerde insanlar var. Otobüslerdeler, vapurlardalar, kısaca her yerdeler. Selam verin, laf atın, şaka yapın. Tanışın onlarla. Kartınızı verip kartlarını alın. Tanıdığınız insan sayısı arttıkça, sizin çalışmalarınıza katılanların sayısı da artacaktır. Sizi reddedenlere kırılmayın. Onların da hazır olacakları bir zaman vardır. Toplumsal çözümlere ya da ortak projelere sıcak bakmaları gerektiğini anlayacaklardır. Saatlerce televizyon seyretmek yerine, kendilerini geliştirmek gerektiğini, öğrencilere, kimsesizlere yardım etmeleri gerektiğini farkına varacaklardır. Hayatlarının değişmesi için hükümetin, işverenlerinin ya da elemanlarının kısaca başkalarının değil, kendilerinin değişmesi gerektiğini idrak edeceklerdir.

Kötülerin örgütlendiği, iğrenç işleri için takım oyununu başarıyla uyguladığı bir dönemde iyilerin de organize olmayı, yasal yollardan örgütlenmeyi öğrenmeleri gerekir. Bu iyiler için ne bir hobi ne de keyfi bir şey değildir, vazgeçilmez bir görevdir.

Bazı insanlar bizi anlamıyorlarsa da, bizim onları beklememize gerek yok. “Herkesi sevin ama kimseyi uzun zaman beklemeyin” sözü çok hoşuma gider. Sonraki, sonraki, bir sonraki.

“Bizim aradığımız insanlar” da aslında bizi arıyorlar. Aradakileri hemen eleyip, bizi arayanlara ulaşalım derim.

-----------

www.suskunadam.blogspot.com

-----------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com