Friday, November 04, 2005

REKLAMCILAR SİZCE DE BİRAZ ABARTMIYORLAR MI?


Reklam dünyası aldı başını gidiyor. Eğitimcilerin bile bazen öğrencilerle öğretilen konu arasında kurmayı ihmal ettikleri duygusal bağı, reklamcılar tüketiciyle ürün/ hizmet arasında ustalıkla kuruyorlar. İnsanlarla ürün ya da hizmet arasında duygusal bağ kurmanın sihrini ustalıkla kullanıyorlar.

Reklamını yaptıkları bankayı ailemiz gibi, tanıttıkları içeceği hayat iksirimiz gibi gösteriyorlar. Reklamlar duygu sağnağına dönüşmeye başladı. Bazen göz yaşlarımı zor tutuyorum desem yeridir.(!) Değişik stratejiler takip ediliyor. Duruma göre aile tanımını anne-baba ve çocuklar ya da anne-baba, çocuklar, nine-dede olarak yapılıyorlar. Ramazan ayındaki reklamlarda ailede yaşlılar da yer alıyor, banka reklamlarında nine ve dedeye yer yok. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Hele bazı sloganlar iyice duygusallaşıyor. Sözgelimi araba kiralama şirketlerinden biri “size bir arabadan fazlasını kiralıyoruz” diyordu. Sonra o şirketten kiraladığımız arabaya baktım. Bir arabada benzerleri olan arabalardan daha fazla hiç bir şey yoktu. İyi bir arabaydı ama arabaydı işte. Arabadaki kalite de zaten kiralama şirketinin değil, arabayı üreten firmanın marifetiydi. Araba kiralama şirketi, herkese de aynı kalitede araba vermiyordu. Az para öderseniz, daha az kaliteli bir araba kiralıyordu size. Üstelik verilen her hizmetin parası da fazla fazla alınıyordu. Sözgelimi, depoyu şirketin benzin istasyonundan doldurursanız, aynı benzine daha fazla para ödüyordunuz.

İstanbul’da bir belediye otobüsünde de şu yazıyı gördüm: “Bu arabada güvendesiniz, çünkü sigortalısınız!” “Bu kadar da olmaz” dedim. Allah’ın işine de karışmaya başladılar. Benim bildiğim muhtemel kazalardan doğacak mali sorunları karşılamak için sigorta yaptırılır. Yani sigortanız sizi kaza yapmaktan korumaz. Sigortalı arabadaki sürücü daha dikkatli mi oluyor? Kazalara karşı efsunlanıyor mu? Diğer taşıtların sürücüleri, sigortalı bir arabaya karşı daha mı dikkatli davranıyor anlamadım. İşte sınırı aşan bir reklam sloganı. Sigorta şirketinin ecelle anlaşması mı var ki ben onun sigorta yaptığı bir otobüste, sözgelimi şoför yanlış bir sollama yapsa bile kaza yaşamıyorum?

İnsanların hizmet ve ürünle duygusal bağ kurmaları için çalışmak mantıklı. Ben de reklamcı olsam, bunu yaparım. İyi bir ürünün sadece teknik özelliklerini anlatmam. Ürünün teknik özelliklerini anlatan reklamlarda bile duygusal bağ gizlice kurulur. Sözgelimi çamaşır makinelerini kireçten koruduğu iddia edilen bir ürün var. Onun reklamında yakışıklı aktörler değil, gerçekten tamirci olan bu hissi veren kişiler rol alıyor. Her gün gördüğümüz tipleri reklamlarda görmek bizi etkiliyor. Adam gerçekten tamirci ya da bu izlenimi veriyor çünkü.

Fakat, abartmak, bir ürünü kullanmayı hayati bir konu haline getirmek çok garip. Sonuçta, o ürünü kullanmak bana daha çok zaman ve para getirmeyecek. Büyük cirolardan ya da olanaklardan bana somut bir getiri sağlamayacak. Bana bunları sağlıyorsa elbette üzerinde düşünür ve gerekirse duygulanırım.

Konu gıda, su, temizlik maddeleri ya da bunun gibi bedenle doğrudan ilişkili şeylerse, gerçekten reklamlar da hassas olabilir. Ne idüğü belirsiz deterjanlardan zehirlenip ölen insanlar var. Ama bir bankayı benim ruh eşim yapmaya çalışan ya da “bizden sigorta yaptırırsanız Tanrı sizi korur” gibi mesajları ima eden reklamlar bana itici geliyor.
Siz ne dersiniz?
-------------------

www.suskunadam.blogspot.com

------------------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com