Tuesday, November 08, 2005

NEYDİM, NE OLMAYA ÇALIŞIYORUM?


Bir ara çok sosyal bir insan olduğumu düşünüyordum. İnsanlar belki beni seviyorlardı. Fakat tavsiye ettiğim şeyleri yapmadıklarını görünce, aslında uzun soluklu bir aldanmanın içinde olduğumu fark ettim. İnsanlar beni seviyordu ama neden benim önerilerime kulak asmıyorlardı?

Beni hoş sohbet biri olarak görüyorlardı. Fakat önerilerime değer vermiyorlardı, yani ben onlar için patlamış mısır yemek ya da televizyon seyretmek gibi bir etkinliğin merkeziydim. Sevilmekle, güvenilmenin farklı olduğunu anladım.

Bu durumda önce kendimi sorguladım. Kendimce bazı sonuçlara vardım. Bunları sizinle de paylaşmak istiyorum.


En önemlisi, çok önemli şeyleri sık sık ve sorulmadan söylediğimi anladım. Gereğinden fazla konuşuyordum. Verdiğim bilgi değersizleşiyordu. Sonra el altındaydım, insanlar, görüşmek istedikleri zaman onları geri çevirmediğim için beni fazla meşgul olmayan biri sanıyorlardı. Gerçekten de kendi zamanımı düşüncesizce harcadığımı fark ettim. Aileme, sevdiklerime, inançlarıma ya da kendime ayırmam gereken zamanı başka insanlar için verimsiz bir şekilde harcıyordum. İnsanın doğası buydu, onlara kolayca zaman ayıran birini ciddiye almıyorlar, alamıyorlardı.

Sonra başka bir beklenti fark ettim. İnsanlar, anlattığım her şeyi uygulamamı bekliyorlardı. Oysa ben her gün bir şeyler okuyan bir eğitimciydim. Yani her konuda ilginç bir önerim olabilirdi. Okuduğum, ilginç bulduğum ve ilgilenebilecek birine anlattığım her projeyi ben nasıl hayata geçirecektim? Sözgelimi politikayla ilgili dikkat çekici bir proje ya da yaklaşım duymuş ya da okumuştum. Bunu politikayla ilgilenen arkadaşlarıma anlatmam normal değil miydi? Önce kendim politikaya atılıp uygulamalı mıydım?

Bu arada anlattığım ama aslında uygulamam gerektiği halde uygulamadım bir sürü şeyi farkına vardım. Bu da büyük bir eksiklikti. Bazı konularda, söylediğini yapmayan etkisiz eğitimcilerden biri konumundaydım.

Lider olmadığımı fark ettim. Sosyal ve çevresi geniş biri olmakla, insanları etkileyen, onlardan takım kurabilen biri olmanın farkını anladım. Lider olmak zorunda mıydım? Aslında her konuda lider olmak zorunda değildim. Ama bazı konulardaki hedeflerim, lider olmamı gerektiriyordu. Çünkü bu konular, hayatın diğer konularıyla iç içeydi.

Şimdi ne yaptığımı sorarsanız, sormadan söylemiyorum. Hatta soranın tarzına bakıp sorulsa da cevap vermediğim zamanlar oluyor. Daha çok dinliyorum. Maddi ya da manevi ortak bir projemiz olmayan insanlarla ne yazık ki görüşmüyorum, zaten doğal olarak görüşmek için bir sebep ve zaman da olmuyor.

İki taraf için de uygun bir zaman belirlemeden, randevu vermiyorum. Randevumuzda ne konuşacağımızı ve ne beklendiğini öğrenmeden randevu tarihi/ zamanı belirlemiyorum.

Bol bol kitap okuyor, seminerler dinliyorum. Evimde gittikçe zenginleşen bir kaset/ CD arşivim var.


Bana fikir soran ama tavsiyelerimi yerine getirmeden yeniden görüşme talep eden hiç kimseye, geçerli bir mazereti yoksa, ikinci bir şans vermiyorum. “O kitabı okuyunca görüşelim” ya da “Hayallerini ve hedeflerini yazıya dökünce beni ara” gibi ifadeleri çok sık kullanıyorum. Bunu, "bilginin, kutsal olduğu" gerçeğini vurgulamak amacıyla yapıyorum.

İnsanları kaynaklara ve kaynak kişilere ulaştırmaya çalışıyorum. Bu kaynakları değerlendiren, bana yeni sorularla ya da açıklamalarla gelen insanlara kapımı her zaman açık tutuyorum. Anlattığım şeyleri yaşamaya çalışıyorum. Bu elbette zaman zaman çok sıkıntılı oluyor. Ama iç ve dış bütünlüğünü sağlamak amacıyla yaşanan sürecin de ödülün bir parçası olduğunu ve beni olgunlaştırdığını düşünüyorum. Bu düşünce de beni rahatlatıyor.

Elbette şimdi de sosyal ve herkesle iletişim halinde olan bir insanım. Bununla birlikte, zamanımı kime yatıracağım konusunda hassas olmaya çalışıyorum. Bu yaklaşımımın sadece maddi/ mali beklentileri temel aldığını sanmayın. İş merkezli olmayan konularda da tavrım aynı. Kendisi değişmediği gibi bana da negatif enerji veren insanlarla iletişim halinde olmamayı tercih ediyorum. Fakat okuyan, dinleyen, öğrenen ve dolayısıyla karşılıklı birbirimize katkıda bulunabildiğimiz insanlarla zaman geçirmek, onlara maddi manevi kaynaklarımı açmak bana büyük keyif veriyor.

Kartal gibi uçamıyorum, bunu öğrenmek için kartallarla tanışıyorum.

Ne dersiniz doğru mu yapıyorum?
-------------------

www.suskunadam.blogspot.com

------------------

Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com