Tuesday, November 22, 2005

ALKOL ALMAK SPORSEVERLİĞİN BİR PARÇASI MIDIR?


Zaman zaman spor gazetelerine bakarım. Okuyucularının spor yapmalarına değil, sporu seyretmelerine dayanan bir ciroları vardır. “Haydi Kartalım!”, “Türkiye ayakta!” vs. gibi duygusal, amiyane manşetler kullanırlar. Elime geçen her gazeteye şöyle bir baksam bile spor gazetelerine pek bakmam. Sporun felsefesine değinmeyen, başarıyla icra edilen sporun temel ilkelerini hayatımıza uygulayabileceğimiz şekilde damıtmayan gazetelerdir bunlar.

Spor gazetelerinin bazılarının/ çoğunun iç sayfalarına doğru ilerledikçe dokuz yüzlü hatlar ve alkol reklamları görülmeye başlar. Bira ve rakı, sporseverin “kankası” ya da “kankisidir”. Alkol ve sigara sporun ve sporcunun dostu değil, ama anladığım kadarıyla sanki sporseverin dostudur(!). Ama bu komik bir yaklaşımdır. Düşünün, formula 1 yarışmalarına sponsor olan sigara şirketleri, olimpiyatlara sponsor olabilir mi? Üzerinde sigara reklamıyla müsabakaya katılan bir tenisçi ya da atlet düşünebilir misiniz? Şöyle bir sigara reklamı nasıl olurdu bir düşünsenize: “--------- light: sporun ve sporcunun dostu!” Ne kadar komik olurdu!

Sporcular, alkol tüketseler bile onların gönüllerince içtiklerini mi sanıyoruz? Gönüllerince meyve bile yiyemeyen sporcuların, gönüllerince alkol almaları mümkün mü? Sigarayı konuşmaya zaten gerek yok. Peki sporseverlere ne oluyor? Ellerinde bira ve ağızlarında sigarayla, sporun ne yanıyla dost oluyorlar?

Peki gazetelerde yer alan dokuz yüzlü hatlara ne demeli? Sporseverler, maç seyrediyorlar, biralarını ve rakılarını içiyorlar. Sonra ne yapsınlar? Dokuz yüzlü hatlara takılıyorlar! Ara ve eğlenmene bak! Gündüzleri öğrencilik yapan ya da iş bulamadığı için orada çalışan yorgun bir bayan ya da erkek, 30 kişiyle paylaştığı bir odada sporseverimize rol yapıp onun paracıklarını Telekom ve kendi şirketi arasında paylaştırıyor.

Sporseverlik bu mudur? Elbette bu değil. Fakat spor gazetelerinin bir kısmının çizmek istediği sporsever portresi budur. Gram spor yapmayan, sigara tiryakisi, bira ve rakı düşkünü bir sporsever portresi çiziliyor durmadan. Bu tip portreler kime ne kazandırır siz düşünün.

Alkol kullanmayı, erkek ya da sporsever olmanın gereği olarak sunan düşünce tarzı bana hep sefil gelmiştir. Alkol kullanan insanları sefil olarak algılamıyorum. Bununla birlikte, insana zarar verdiği açık olan bir şeyin, delikanlılığın ya da sporseverliğin raconu olduğu hissini vermeye çalışmak, bana çok sefih geliyor. Evet reklamcılık bilgi vermeye dayanmaz, ürün veya hizmet ile tüketici arasında (negatif veya pozitif) duygusal bağ kurmaya dayanır. Zaten alkol hakkında nasıl olumlu bir bilgi verebilirsiniz ki? Ama olumlu bir his verebilirsiniz. “Sporsever ya da erkek olmanın şartlarından biri alkol almaktır” cümlesini gazetede kocaman harflerle yazarsanız, tepki alırsınız, ama “sporsever ya da erkek olmanın şartlarından biri alkol almaktır” hissini gizlice verdiğinizde tepki almazsınız. Reklam şirketlerinin bir kısmı, parasını vermek şartıyla herhangi bir “rezil” şeyin hayatımızın parçası olması gerektiği “hissini” vermeye hazırdırlar.

Alkol ve dokuz yüzlü hatlar, ne sporun, ne sporcunun ne de sporseverin dostudur diye düşünüyorum. Kimlerin dostu olduğu ise tartışma konusudur.
-----------

Savaş ŞENEL
İngilizce Öğretmeni-Eğitim Danışmanı
İletişim ve Yazarlık Koçu
savassenel@yahoo.com